Bilişsel Gelişim Kuramı

Piaget, zekanın çekirdeğinin mantıksal düşünce olduğunu ve onun da kalıtımsal ve çevresel güçlerin karşılıklı etkileşimiyle geliştiğini ileri sürer. Piaget ile diğer zeka kuramcıları arasında özellikle ölçme açısından önemli ayrılıklar vardır. Piaget, çocukların ne kadar bilip ne kadar düşündüklerinden çok, nasıl düşündükleriyle ilgilenir. Örneğin, çocuğun renkleri bilmesinden çok, onları açıktan koyuya doğru sıralaması önemlidir. Piaget, aynı dönemdeki çocuklar arası düşünce farklılıklarından çok, düşüncenin genel doğasıyla ilgilenmiştir. Çocuğun potansiyelinin ne olduğunu arayarak onu ortaya çıkarıcı durumları yaratmaya çalışmıştır. Çocuğun her gün neyi yaptığı değil, kendini verdiği ve güdülü durumlarda neyi yapabileceği önemlidir.

Piaget, zihinsel gelişimi dönemlere ayırıp onlar için yaklaşık zaman periyotlarını da saptamıştır. Bir çocuk herhangi bir dönemde daha uzun veya daha kısa kalabilir, bir sonraki döneme geç veya erken girebilir, fakat; gelişim dönemlerinin sırası hiçbir çocukta farklı olmaz. Ancak bu dönemlerden geçiş hızı her çocuk için farklı olabilir. Piaget, bir dönem kuramcısı olduğu ve gelişimi de bir dizi değişmez sıra içinde açıkladığı için Gessell gibi olgunlaşmacı olarak düşünülmüştür. Oysa Piaget, gittikçe karmaşıklaşan düşünce sistemlerinin kazanılmasından söz etmektedir. Çocuk ısrarlı bir biçimde keşfederek, deneyerek, manipüle ederek kendisi için anlamlı bir çevre yaratmaya ve bu süreç içinde daha zengin ve ileri yapılar oluşturarak bu yapılar sayesinde dünyayı anlamaya çalışır. Piaget’ye göre çocuklar, bütün organizmalarda bulunan biyolojik eğilimlere sahiptir. Bu eğilimler, asimilasyon, akomodasyon ve organizasyondur. En basit anlamıyla asimilasyon yeme veya sindirmedir. Zihinsel anlamda da nesne ve bilgileri bizim bilişsel yapımızda sindirme gereksinimidir. Bazı nesne veya bilgiler varolan yapılara kolaylıkla uymazlar; bu durumda biz yapıyı değişikliğe uğratırız ve bu da akomodasyondur. Dört aylık bir bebek iki ayrı yeti olarak nesnelere bakma ve onları yakalama kapasitesinde de olabilir. Kısa süre sonra bu iki hareketi birleştirir ve gördüğü nesneyi yakalar. İnsanın ahenkli sistemler içinde fikirlerini organize etmesi, Piaget’ye göre organizasyondur. Piaget, dönemlerin genetik koda bağlı olmadığını ancak biyolojik eğilimlere bağlı bir süreç içinde çocuk tarafından yapılandırıldığına inanır. Gelişime ne içsel olgunlaşmayla ne de dıştan, yetişkinlerden gelen öğretmelerle ortaya çıkar. Çocuk, gittikçe daha ayrıştırılmış ve daha karmaşık bilişsel yapıları kendi hareketleriyle organize ederek aktif bir yapılandırma süreci içinde gelişir.

Piaget’nin Bilişsel Gelişim Dönemleri:

 

DUYUSAL-MOTOR DÖNEM (0-2 yaş)

Duyusal-motor dönemde bebek, fiziksel hareketlerle algılarını ve duyularını eşgüdüm içine sokmayı ve organize etmeyi öğrenir. Hareketlerle duyumun eşgüdümünü sağlama duyusal-motor dönemin temelidir. Yenidoğan bu koordinasyonu refleksleriyle sağlamaya çalışır.

I. Alt Dönem (0-1 ay): Reflekslerin kullanılması

Piaget, bebeğin hareketli yapılarından söz ederken şema terimini kullanır. Bakma, yakalama, vurma birer şemadır. Bebekler, şemaları kendileri yapılandırmalarına rağmen ilk şemalar doğuştan gelen reflekslerdir. Emme refleksi gibi. Refleks, pasifliği ima edebilir; çünkü bir uyarıcı gelinceye kadar organizma hareketli değildir. Fakat bir refleks bile kısa bir süre içinde insanın kendinin başlattığı aktivite haline gelebilir. Ayrıca bebekler açken bile pasif olarak annenin memeyi ağızlarına koymasını beklemez; memeyi ararlar. Öğünler arasında aç olmasalar bile emme refleksini tekrarlarlar. Emme refleksini bir şema haline getirip meme dışında parmak, battaniye, yastık gibi nesneleri de asimile eder ve emerler.

II. Alt Dönem (1-4. Ay) : Birincil Dairesel/Döngüsel Tepkiler

Bebek, tesadüfen yeni bir yaşantı keşfedip onu tekrarlamaya başladığında birincil dairesel tepkiler başlar. Örneğin parmak emme gibi. Ancak bu, bebekler için başarılması her zaman kolay olan bir şey değildir. Çünkü gövde bir bütün olarak bir yönde hareket ettiğinden emme şeması içine eli asimile etme için gerekli akomodasyonları başarmaları zordur. Daha önce varolan bakma ve el hareketleri bir dairesel reaksiyona girdiğinde bebek eline bakar. Ancak farklı hareketleri veya şemaları bir araya getirmek çok fazla çalışmayı ve başarısız denemeleri de beraberinde getirir. Hareketli bir nesnenin izlenmesi gözün koordinasyonunu, sesin geldiği yöne dönme ise göz-kulak koordinasyonuna işaret eder.

III: Alt Dönem (4-10. Ay): İkincil Dairesel Tepkiler

Daha öncekilere birincil dairesel tepkiler denmesinin nedeni bebeğin kendi bedeninin ürettiği hareketlerle ilgili olmasıdır. Oysa bu dönemde bebek kendi dışında ilginç olaylar keşfeder. Örneğin bebek, bir gün ayağıyla tepesinde asılı duran oyuncaklara vursa ve sallandıklarını görse onlara bir süre bakar ve ayağını yine sallar. Sonraki günlerde buna gülmeler eşlik ederek davranış tekrarlanır. Çocuklar bir şeyi kendi güç ve yetenekleriyle yapmanın zevkini alır ve bunu tekrar tekrar yaşamak ister.

IV. Alt Dönem (10-12. Ay): İkincil Şemaların Koordinasyonu

Üçüncü alt dönemde bebek, tek bir hareketi bir sonuç elde etmek için yapar; yani ayağını vurur oyuncağı sallar. Dördüncü alt dönemde ise bebeğin hareketleri daha ayrıştırılmış hale gelir ve iki ayrı şemayı bir sonuç elde etmek için birlikte çalıştırmayı öğrenir. Bu yeni başarılar en çok bebek bir engelle karşılaştığında ortaya çıkar. Bebek bir kibrit kutusunu almak ister siz de önüne elinizi koyup ona engel olursanız önce eli göz ardı edip yine de kutuya ulaşmaya çalışır. Engel olmaya devam ederseniz ellerini ve kendini sallayarak ve başını sağa sola çevirerek kızgınlık tepkileri gösterir. Sonuçta elinize vurup iterek kutuyu kapmayı öğrenir. Burada vurma ve yakalama gibi iki ayrı şema eşgüdümlü hale gelir. Vurma şeması kutuyu yakalamak için bir araç olur. Bu basit gözlemler bize, çocuğun zaman ve mekan kavramını nasıl kazandığını anlamamıza yardım eder. Bebek yukarıdaki olayda şunu öğrenmiştir; bazı nesneler diğerinin önündedir ve bazı olaylar diğerlerinden önce gelir.

V. Alt Dönem (12-18. Aylar): Üçüncül Dairesel Tepkiler

Üçüncü alt dönemde bebekler tek bir sonucu elde etmek için tek bir hareket yaparak ilgi çekici bir olayın sürmesini sağlarlar. Dördüncü alt dönemde tek bir sonuca ulaşmak için iki ayrı hareketi bir araya getirirler. Beşincide ise farklı sonuçları gözlemek için farklı hareketleri denerler. Yeni bir yüzeye bazen yumruklarıyla sert bir şekilde bazen hafifçe vurarak farklı sesler çıkarırlar. Yeni ve farklı sonuçlar elde etmek için hareketlerini değiştirirler. Piaget’ye göre bebekler dünya hakkındaki içsel bir merak sonucu yeni şemalar geliştirerek gelişirler.

VI. Alt Dönem (18-24. Aylar) Düşüncenin başlangıcı

Bu alt döneme kadar bütün keşifler doğrudan fiziksel hareketlerle yapılmaktadır. Son alt dönemde ise çocuklar hareket etmeden önce hareketler üzerinde daha içsel olarak düşünmeye başlarlar. Örneğin uzun bir zinciri kibrit kutusuna koyamayan bir çocuk kutuya ve zincire uzunca bakar ve sonra birden bire zinciri eliyle toplayıp kutuyu açar ve içine koyar. Bu dönemdeki gelişmeler taklit çabalarında da görülebilir. Bebekler beşinci alt döneme kadar davranış repertuarlarında olan hareketleri tekrarlarlar. Bu dönemle birlikte deneme-yanılmayla yeni davranışları taklit etmek için gerekli akomodasyonları yapabilirler. Altıncı alt dönemde ise model göz önünde olmadığında da taklidi başarırlar. Piaget buna ertelenmiş taklit der. Konuşma tam olarak gelişmediği halde izlenen bir davranış aynı anda motor(kas) hareketlerle temsil ediliyor ve sonra gerçekleştiriliyor olabilir.

Nesne Devamlılığı

I. ve II. alt dönemlerde bebeklerin kendileri dışında bir nesne kavramları yoktur. Görüş alanından çıkan herhangi bir şey bebek için artık yoktur. III. alt dönemde dış dünyaya ilgi başlar. Bebek, düşen bir oyuncağın ardından yere bakar ve kısmen örtülmüş bir nesneyi bulur. IV. alt dönemde tamamen örtülü nesneleri bulur fakat bir nesneyi ilk saklandığı yerde aramakta ısrar ederek B’ de değil A’ da hatasını yapar. Beşinci alt dönemde nesneyi saklandığı farklı yerlerde bulur. Altıncı alt dönemde koltuğun altına doğru yuvarlandığını gördüğü bir topu gidip onun etrafında dolaşarak arayabilir. Nesnenin hareketini görmese bile kendininkini ve nesneninkini içselleştirdiği için bulabilir. Nesne değişmezliğiyle birlikte evrende birbirinden farklı bağımsız nesnelerin varlığını ve kendinin de bağımsız bir birey olduğunu net bir şekilde kavrar.

İŞLEMÖNCESİ DÖNEM (2-7 yaş)

Sözcükleri anlama ve kullanma yeteneği gelişir. Buna bağlı olarak düşüncenin niteliği de değişir, çocuk artık anlık duyusal çevresiyle sınırlı değildir. Çocuk dünya hakkında içsel düşüncelere sahip olabilir fakat bu türden zihinsel süreçler sezgiseldir ve sistematiklikten yoksundur.

Bebek, duyusal-motor dönemin sonunda anlık çevresiyle baş edebilmek için etkili ve iyi organize edilmiş hareketleri geliştirmiştir. Çocuk şimdi semboller yani imge ve sözcükler dünyasına ilerlemektedir. Çocuk ortada olmayan bir nesne veya hareketi göstermek istediğinde sembolleri kullanır. Ertelenmiş taklitte de semboller kullanılır; ancak buradaki semboller motor sembollerdir. Bir içsel temsil söz konusudur. Çocukların oyunlarında sözel olmayan başka semboller de vardır. Örneğin bir bez parçası yorgan olarak kullanılır. En önemli sembol kaynağı olan dil ise işlem öncesi dönemin başında 2-4 yaşları arasında gelişir. Dil geliştikçe çocuğun ufku genişler. Dil ile geçmişi yeniden yaşar, geleceği önceden konuşur ve diğerleriyle iletişime girer. Çocuğun zihni hızla geliştiğinden uyumlu mantık özelliklerinden yoksundur. Sözcükler, nesnelerin gerçek sınıflarına karşılık olarak kullanılmaz. Genel sınıflamalar yapamaz ve özelden yine özele kayar. Örneğin 4,5 yaşında bir çocuk "Daha öğle uykusuna yatmadım öyleyse öğleden sonra değil" diyebilir. Kimilerine göre dil düşüncenin gelişimini hızlandırır; fakat, Piaget’ye göre dil, iletişim için semboller sağlama açısından çok önemlidir, ancak mantıksal düşüncenin yapılanmasında rol oynamaz. Mantık hareketlerden doğar ve daha duyusal-motor dönemde gelişir. Daha sonra daha içsel türden hareketlerin organizasyonu gerçekleşir. İçsel hareketlerin nasıl mantıksal sistemler oluşturduğunu göstermek için çocuğa çeşitli bilişsel görevler verir. İşlemöncesi dönemdeki bir çocuğa, iki eşit bardakta eşit düzeydeki sıvıdan, biri, ince uzun bir bardağa boşaltılıp iki bardaktaki suyun hala aynı olup olmadığı sorulduğunda ise iki türlü yanıt alınabilir;

  1. Uzun bardaktaki fazladır, çünkü uzundur.
  2. Önce bir bardağa sonra ötekine bakar fakat şaşkındır ve verdiği yanıttan emin değildir.

İşlemöncesi düşüncenin en belirgin özelliklerinden biri de benmerkezciliktir. Benmerkezci düşünce oyunlara da yansır. Kendi bakış açısını, duygu ve düşüncelerini diğerlerininkinden farklı olarak algılamada güçlük çeker. Akran etkileşimleri bu düşünce tarzından kurtulmalarında rol oynar. Bir diğer işlemöncesi düşünce özelliği canlılık kavramıdır. Çocuklar canlı ve cansız ayırımını yapamazlar ve cansızlara da canlı özelliği yüklerler. Daha sonra hareketli nesnelerin canlı olduğunu düşünürler. Dağlar, çiçekler ve masalar cansızdır; çünkü kımıldamazlar. Bisikletler, yapraklar ve bulutlar canlıdır, çünkü bazen hareket ederler.

SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ (7-11 yaş)

Çocuk artık sezgisel davranmaz, problemi çözmek için zihinsel işlemler seti geliştirilir fakat bu kez de problemin somut ve özgün yanıyla sınırlıdır.

Çocuklar yaklaşık 7 yaşına geldiklerinde sıvı korunumu problemlerine aşağıdaki 3 yanıttan birini verirler ve böylece somut düşüncenin gelişmiş olduğunu ve zihinsel işlemleri kullanabildiklerini gösterirler.

  1. Bir şey eklemedin veya çıkarmadın o nedenle ikisi de aynıdır.
  2. Bu bardak daha uzun ama bu da daha geniş öyleyse ikisi de aynı.
  3. İkisi de aynı çünkü bunu geri boşaltıp görebilirsin.

Çocuk zihninde ödünleme ve geriye döndürme gibi zihinsel işlemleri gerçekleştirebilmekte ve belirgin boyuta (bardağın uzunluğu gibi) bağlı kalmaktan kendini kurtarabilmektedir. Piaget, miktar, ağırlık, hacim, sayı ve uzunluk gibi pek çok kavram için korunum problemleri hazırlamıştır. Sınıflama kavramı ve sınıf alt sınıf ilişkileri de bu dönemde gelişir.

FORMEL İŞLEMLER DÖNEMİ (11- )

Somut İşlemler döneminde çocuklar, sistematik olarak zihinsel hareketler temelinde düşünürler Bu sistematik ve mantıksal düşünce ancak somut nesnelere karşılık olduğunda yer almaktadır. Formel işlemler döneminde ise soyut kavramlarla işlem yapabilirler. Bilimsel akıl yürütmeyi bu dönemde kullanabilir; soyut düşünce gelişir. Piaget, bu dönemde çocukların hipotetik olanla veya olasılıklarla ilgilenip ilgilenmediklerini görmek için çocuklara 4 bardak renksiz sıvı vermiştir. Küçük bir kapta da "g" sıvısı denilen renksiz bir sıvı daha vardır. Çocuğun görevi sarı bir sıvı elde etmek için bunları karıştırmaktır. Somut düşüncedekiler, sadece g ile diğer 4 sıvıyı ayrı ayrı karıştırıp sarı maddeyi elde edemeyerek bırakırlar. Formel düşüncedeki çocuk ise bütün olasılıkları dener ve bunları bir yere not eder. Bu dönemdeki çocuklar ayrıca özgürlük, hakçalık, sevgi gibi soyut ilke ve kavramlarla da ilgilenmeye başlarlar. Duyusal-motor dönemdeki bebek kendi dışında bir dünyanın farkında olmadığı için benmerkezcidir. İşlemöncesi dönemde durağan, değişmeyen bir dünyayı keşfeder, fakat kendi bakış açısıyla sınırlıdır. Bundan kurtulduğunda somut nesnelerle düşünme gelişir. Formel işlemler döneminde kendi düşünce ve fikirleri her şeyden önemlidir ve dünyayı değiştirmeye kalkışacak kadar benmerkezcidir. Bireyin sınırlarını keşfettiğinde gerçekleşmeyecek bir ütopya peşinde koşmayıp yetişkin rolünü benimser.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.